Hayır’lara vesile olsun

Bugünlerde Ortadoğu ve Türkiye, kelimenin tam anlamıyla, çok sıcak bir süreçten geçiyor.

Kimin kiminle dost ve müttefik olduğu bilinmeden, her gün bu dostluk ve müttefik ilişkileri değişirken bütün bölgede savaşlar tam gaz devam ediyor.

2000’li yıllarda başlayan ve her gün biraz daha şiddetlenen bu savaş ortamında, bugüne kadar inkar edilen yok sayılan ve hep imha edilmek istenen güçler varlıklarını ortaya koymak ve insanca bir yaşama kavuşabilmek için büyük bir mücadele veriyorlar. Diğer tarafta bölgede bugüne kadar egemen olan siyasi yapılar ve iktidarlar da ayakta kalabilmek ve varlıklarını devam ettirebilmek için her şeyi yapıyorlar.

Yine bugüne kadar hem bölgede, hem de dünyanın diğer yerlerinde kendi çıkarları temelinde düzen oluşturan süper güçler de çıkarlarını devam ettirmenin ve büyütmenin kaygısıyla güçlerini, bütün tarih boyunca sürekli olarak savaşlara ev sahipliği yapmış olan bölgemize, yani Ortadoğu’ya yığmış bulunuyorlar.

Daha ne kadar devam edeceğini bilmediğimiz Ortadoğu’daki bu durum ve tabi iç çelişkiler nedeniyle Türkiye’de de birçok alt-üst oluş yaşanıyor.

Dünyada yaşanan gelişmeler, ortaya çıkan bilgi birikimi ve etkileşim sonucu Türkiye’de yaşayan halkların hak talepleri sonucu ülkede iktidara yönelik oluşan baskıyla bunalan Türkiye’nin yüz yıllık iktidar sahipleri ülkeyi hiç olmadığı kadar karanlık bir sürece sokmuş durumdalar. Ortaya çıkan verilere bakıldığında 2014 yılında başlayan bir süreç, 15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişimi ile daha da baskıcı bir duruma dönüşmüş bulunuyor.

15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL ile Parlamento devre dışı bırakılmış Türkiye Kanun Hükmünde Kararname (KHK)’lerle yönetilmeye çalışılıyor. Yaşanan bu durumun yanlış ve antidemokratik olduğunu iddia edenler ise her türden baskıya maruz kalıyorlar. Bu çerçevede onlarca basın-yayın kuruluşu kapatılmış, yüzlerce siyasetçi, aydın ve gazeteci hapse konulmuş ve değişik görev ve düzeyde yüz binlerce insan görevinden el çektirildi.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi Türkiye’deki iktidar sahipleri, bu kaotik ortamda yaşanan bu fiili durumu resmi hale getirmeye çalışıyor. Parlamentoda değişik zorlamalarla, kıl payı kabul edilen Anayasa değişiklik paketi önümüzdeki aylarda halkın oylarına sunulacak. Şimdi herkes Nisan ayında yapılması tahmin edilen bu referandumun sonucunu ve daha sonra olabilecekleri merak ediyor.

Bu konuda değişik değerlendirmeler ve senaryolar bulunuyor ama büyük bir çoğunluk referandumda istenen anayasa değişikliğinin kabul edilemeyeceğini söylüyor.

Bence de nisan ayında yapılacak referandumda anayasa değişikliğine verilecek “Hayır” oyları “Evet” oylarından daha fazla olacak. Tabi bu da Türkiye’de her şeyin yeniden şekillenmesi anlamına geliyor. Çünkü referandumda yapılacak oylama hem iktidar hem de muhalefet tarafından Anayasa değişikliğini oylamanın dışına çıkartılmış ve Türkiye’nin bundan sonra nasıl bir sistem etrafında yönetileceğinin oylamasına dönüştürüldü.

Dolayısıyla eğer “Hayır” oylarının oranı fazla yüksek çıkmazsa Türkiye bir süre daha artarak devam eden kaotik bir dönem yaşayacak demektir. Bu dönemde şu anda içinde

bulunduğumuz baskıcı politikalar daha da artacak ve belki de ülkemiz bir iç savaşın kucağına itilecek. Ama eğer hayır oylarının oranı yükse çıkarsa şu andaki iktidar devriler ve Türkiye yeni bir yola girer.

Bu arada şunu da unutmamak gerekir ki Türkiye dış siyasette de birçok angajmanın içine girmiş durumda. Irak ve Suriye’de askerleri bulunuyor. Yine Ortadoğu ile ilişkile birçok devlet ve gruba verdiği sözler var. Elbette bunlar da önümüzdeki süreçte Türkiye’nin önüne gelecek ve birçok anlamda Türkiye’yi zorlayacak gibi görünüyor.

Sonuç olarak her ihtimalde önümüzdeki süreçte Türkiye’yi çok önemli gelişmeler bekliyor. Bunun da toplumda ekonomik, siyasal, askeri ve sosyal sonuçları olacak. Umarım beklenen bütün bu sonuçlar hayırlı olur.

06.02.2017

Yazar : Yakup Nuhomo

Bu Sayfayı Paylaşın