Konferansın ardından

Yapılmasını engellemek için bazı kesimler tarafından öncesinde birçok spekülasyonun yapıldığı “Irak’ta Hristiyanlar İçin Bir Gelecek” konferansı sona erdi. Demek ki özellikle Avrupa’da bulunan birkaç köksüz ama ellerindeki megafonlar güçlü olduğu için sesi gür çıkan çevrenin yaptığı bütün engellemeler işe yaramamış, konferansa beklenenden daha fazla katılım oldu.

 

Konferansa yoğun olan katılımın seviyesi de yüksekti. Irak’ta bulunan Süryaniler değişik (Süryani Ortodoks, Süryani Katolik, Keldani Katolik, Doğu Havari) kiliselere bağlı bulunuyorlar. Bu kiliselerden 2’si Patrik düzeyinde, diğer kiliseler de değişik düzeyde temsilci gönderirken, Irak’taki halkımızın büyük çoğunluğunu temsil eden ve Irak’ta faaliyet yürüten siyasal partilerden 1’i dışında hepsi Başkan düzeyinde orda yer almıştı.

 

Avrupa Birliği parlamenterlerinin ev sahipliğinde yapılan bu konferansa Amerika Birleşik Devletleri, Irak Hükümeti ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi de konuyla ilgili değişik düzeylerdeki yöneticilerini gönderdiler. Irak’taki halkımızın sorunlarıyla ilgilenen ve bu çerçevede faaliyet yürüten kişi ve kurumlar da oradaydı. Kısacası konunun muhatabı ve konuyla samimi olarak ilgili olan herkes orada yerini almıştı.

 

Konferansta 3 gün boyunca çok önemli konuşmalar yapıldı. Değişik kişi ve kurumlar tarafından yapılan bu konuşmalar ve ortaya konulan tespitler sırasında bazen yüksek dozajlı tartışmalar yaşandı. Bazen de Süryani Ortodoks Kilisesi Patriği’nin konuşma yaptığı sırada olduğu gibi duygusal anlar da yaşandı.

 

Konferansta yapılan en ilginç konuşmalardan birisini ise, Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani’nin özel temsilcisi Favzi Hariri yaptı. Arabasına yerleştirilen bombayla katledilen eski Erbil Valisi Fransua Hariri’nin oğlu olan Favzi Hariri yaptığı konuşmada; “KBY olarak bizler Irak’ta Süryani halkının ortaya koyacağı taleplere saygı duyuyoruz. İster bağımsızlık, ister Bağdat isterse de Erbil Yönetimi ile birlikte olmayı seçsinler onları sonuna kadar destekleyeceğiz” dedi.

 

Son gün yapılan konuşmalar sonrasında Irak’ta faaliyet yürüten Süryani (Asuri-Arami-Keldani) halkının siyasi parti ve örgütleri, talepleri de içeren sonuç bildirgesini hazırlamak üzere ayrı bir yere çekildiler. Beklenenden daha uzun bir süre devam eden bu surede, kişi ve kurumlar arasında ikili ilişki ve görüşmeler de yapıldı. Bu görüşme ve ilişkilerde ortaya çıktı ki, halkımız birbirini yeterince tanımıyor. Bu yüzden de kesimler birbirleri hakkında yeterli bilgiye sahip değiller.

 

Her yerde olduğu gibi Irak’ta da maalesef konuşanlar ile çalışanlar aynı değil. Diğer bir değişle çok konuşanlar az iş, az konuşanlar çok iş yapıyor. Ayrıca bu çok konuşanlar, bulundukları yere göre konuşmalarının içeriği değişiyor. Bu yüzden de özellikle diasporadaki Süryanilerin kafası karışıyor.

 

Mesela diasporadakiler genelde Ninova Ovası’nda yaşayanların ve orası için çalışma yürütenlerin, halkımızın Asuri-Keldani kesimi olduğunu düşünüyor. Oysa gerçek hiç de öyle değil. Ninova ovası şu an ağırlıklı olarak Süryani-Ortodoks ve Süryani-Katolik’lerden oluşuyor ve bu kesimler aktif bir şekilde mücadelenin içerisinde yer alıyorlar.

 

Ama daha da ilginç olan diasporanın aksine bütün bu kesimler Ninova Ovası için birlikte çalışıyorlar. Dolayısıyla da hem birlikte konferansa katıldılar hem de ortak deklarasyonu birlikte imzaladılar. Lakin uzun müzakereler sonucu imzalanan bu ortak deklarasyona mutlaka eleştiriler yapılacaktır.

 

Ben yazılan sonuç bildirgesi ve ortak deklarasyonda ortaya konulan taleplerin ayrıntılarına girmeden şunları yapmamız gerektiğini düşünüyorum;

1- Herkesin bu taleplere saygı duyması ve elde edilmesi için Irak’taki kurumlarımıza yardımcı olması gerekir.

2- Talepleri yetersiz görenler, daha fazlasını elde etmek için öneri geliştirmesi ve bu önerilerin gerçekleştirilmesi için çaba sarf etmesi gerekir.

 

Sonuç olarak öncesinde çokça tartışılan ve olmaması için birçok çevre tarafından yapılması engellemeye çalışılan önemli bir konferans gerçekleştirildi. Önemli sonuçlar elde edilen bu konferansın boşa çıkarılması için bazı çevreler mutlaka çaba harcayacaklardır. Başlangıçta başarılı olamayan bu çevrelerin bundan sonra da başarılı olmaması gerekir.

Yazar : Yakup Nuhomo

Bu Sayfayı Paylaşın